SUSAMLI SİMİT HÜLYA AVŞAR
İzmir Gaziemir’de Hüseyin ağabeye 63 yaşında 4. evre kanser tanısı konulunca, kendisine yıllarca baktığı engelli kızı Feride için, “Ben ölürsem bu çocuğa kim bakar?” düşüncesiyle kızıyla birlikte intihar etmiştir.
Hülya Avşar, önceki açılım sürecinde akil sanatçı oldu. Ekonomik kriz çıkınca “Simidimi yerim, bu krizi atlatırım.” dedi. Yakın zamanda yaptığı bir röportajda muhatabına, “Bedenini satarak çok para kazandın mı?” diye sordu. Para kazandığını öğrenince, “Harika, tebrik ederim, seninle gurur duyuyorum.” dedi.
Hülya Avşar’ın simidi kendinden kaşarlıdır. Yıllardır ekonomik krizden şikâyet etmediğine göre kaşarlı, susamlı simidi kendine yetiyor. Ama sorun simidi olmayanlarda… Ertuğrul Özkök bu tür durumlarda, bu insanlara “omurgasız” diyenlere karşı, “Sağlıklı omurga esner.” dedi. Yani Hülya Avşar’a can simidi attı.
Yakında yazar şarapla simidin uyumunu. Vedat Milor itiraz etmezse, Hülya’nın kaşarlı susamlı simidinin yanında şarap değil, “üçü bir arada” gider diye düşünüyorum.
İster misiniz, daha önceki açılım sürecinde akil insan olan Hülya Avşar’a dümenden bir dava açılsın, Hülya hopbala İmralı’ya… Dün popüler olan İbo, bugün popüler olan Apo…
Ekrem İmamoğlu’na 2352 yıl hapis istemişler. Bu ceza yatarak bitmez. Canlı canlı hidrojen tankına atsınlar bu adamı. Hapiste ölse adalet yerini bulmayacak. Anladık; “çalıyor ama çalışıyor, çalıyor ama çalışmıyor” repliği.
10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe TRT ekranlarında oyun havasında, kıçları geride, kafaları önde oynamışlar. 9’u 5 geçe dik duramıyorsan, saatin 9.30 pozisyonuna kalırsın. Ayarlarıyla oynamayın, öyle kalsınlar.
Bu aralar silgim kalemimden önce bitiyor. Aziz İhsan Aktaş pırıl pırıl bir iş insanı, yıllarca belediyelere iş yapmış. Belediyeler el değiştirince Aktaş, Karataş’a dönüşmüş; önüne gelene rüşvet vermiş. Daha önce iki defa fuhuştan dosyası var. 18 yaşından küçük, reşit olmayan çocukla ilişkisi nedeniyle; mahkemede “Bana tecavüz etti.” diye dava açan çocuğun rızası var diye beraat ettirilmiş. 700 yıl hapisle yargılanıyor. Şarkıcı Ajdar gibi her gün televizyonlarda haklılığını anlatıyor.
Olay Anadolu’nun bir köyünde geçer. Komşusunun beyaz eşeğini sürekli kendi tarlasında gören adam, ocaktaki yanmış odunlardan kalan kömürle eşeği siyaha boyar ve eşeği sahibinin tarlasına salar. Tarlasında siyah eşeği gören komşu, kendisi sopayı, karısı süpürgeyi kaptığı gibi başlarlar eşeğe vurmaya. Eşeğin yediği sopa ve süpürgeden kömür karaları dökülmeye başlar. Evde namaz kılan dede selamını verip çıkınca, “Durun!” diye bağırır. Karı koca şaşkınlıkla döner. Dede, “Durun çocuklar, bu eşek bizim eşek.” der.