Dolar 48,6753
Euro 56,0025
Altın 6.762,34
BİST 13.239,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 21°C
Yağmurlu
Muğla
21°C
Yağmurlu
Cum 27°C
Cts 30°C
Paz 30°C
Pts 29°C

GÜMBET

16 Eylül 2026 12:38 | Son Güncellenme: 16 Eylül 2026 15:06
356
A+
A-

“Bazı yerler değişir, bazı insanlar gider, bazı yıllar bir daha gelmez. Ama gerçek hatıralar insanın içinden hiç gitmez.”

Bir zamanlar Gümbet vardı…
Bodrum’un merkezinden Bitez tarafına doğru uzanan yolun üzerinde, denize doğru açılan sakin bir koydu Gümbet.
Bugünkü Gümbet’i bilenler belki inanmakta zorlanacak ama bir zamanlar burası, Bodrum’un kalabalığından biraz uzaklaşmak isteyenlerin uğradığı, Ilgın ağaçlarının ve toprak yolların çevrelediği sessiz bir yerdi.
Bugün tabelalar, oteller, restoranlar,gece kulüpleri ve eğlence mekânları arasında fark edilmeyen o eski Gümbet’i hatırlayanların hafızasında ise bambaşka bir manzara var.
Beyaz evler…
Ilgın ağaçları…
Narenciye kokuları …
Toprak yollar…
Jeep’lerle yapılan yolculuklar…
Denizden gelen iyot kokusu…
Ve tepelerde ağır ağır dönen Bodrum değirmenleri…
Gümbet denince eski Bodrumlunun aklına sadece deniz gelmez.
Bir yaşam gelir aklına.
Bir mahalle kültürü gelir.
Birbirini tanıyan insanlar gelir.
Komşuların birbirine “Bir çayın var mı?” diye uğradığı günler gelir.
O zamanlar Gümbet’te gece hayatı bugünkü anlamıyla başlamadan önce, gecenin kendisi vardı.
Gökyüzünde yıldızlar…
Denizden gelen hafif bir esinti…
Ve insanın içini dinlendiren o sessizlik.
Bugün Gümbet’in siluetine baktığımızda tepelerdeki eski Bodrum değirmenleri hâlâ geçmişten kalan sessiz tanıklar gibi duruyor.
Onlar yalnızca taş yapı değildir.
Bodrum’un eski hayatından kalan hatıralardır.
Rüzgârı, buğdayı, emeği ve yılların hikâyesini taşırlar.
Gümbet’in eski halini bilenler için o değirmenlerin görüntüsü, bir zamanlar Bodrum’un nasıl daha sakin ve daha yalın olduğunu hatırlatır.
Bugün fotoğraf çekmek için önünde durduğumuz değirmenlere, geçmişte başka gözlerle bakılırdı.
Onlar manzaranın süsü değil, hayatın kendisiydi.
Jeep’lerle tozlu yollarda yapılan yolculuklar bambaşka bir his verirdi.
Yol boyunca karşılaştığınız insanlar tanıdıktı.
Bir esnafın selamı, bir komşunun el sallaması, yoldan geçen tanıdık yüzler…
Eski Bodrum’un dolmuşları da ayrı bir hikâyedir.
Kim nereden binecek, kimin nerede ineceği çoğu zaman bilinirdi.
Şoför yolcusunu tanırdı.
Yolcu şoförünü tanırdı.
Bugün birkaç dakikalık yolculuk olan mesafe, bazen selamlaşmalarla, sohbetlerle uzardı.
Çünkü o zamanlar yol sadece gidilecek yer değildi; hayatın kendisiydi.
Gümbet’in denizi…
Eski Gümbet’i bilenlerin en çok özlediği şeylerden biridir belki de.
Sahile indiğinizde bugünkü hareketliliğin yerine daha sakin bir kıyı görürdünüz.
Denize girenler, güneşlenenler, çocuklarının peşinden koşan anneler, balık tutan insanlar…
Ve akşam olduğunda sahilin üzerine çöken o tatlı sessizlik…
Bugün Gümbet’in geceleri başka türlü yaşanıyor.
Müzik var.
Gürültü var.
Kalabalık var.
Işıklar var.
Eğlence var.
Ama eski Gümbet’in gecelerinde başka bir şey vardı:
Huzur.
İnsan bazen kalabalığın içinde eğlenirken bile sessiz bir akşamı özlüyor.
Bir sandalye…
Bir bardak çay…
Deniz…
Ve yanında sevdiğin birkaç insan.
Hepsi bu.
Sonra Bodrum’un adı dünyaya daha fazla duyuldu.
Yazlıkçılar geldi.
Turistler geldi.
Oteller yapıldı.
Pansiyonlar büyüdü.
Restoranlar çoğaldı.
Gümbet’in adı gece hayatıyla anılmaya başladı.
Bu değişim Bodrum’un kaderiydi belki.
Turizm ekmek getirdi.
İş getirdi.
Yeni hayatlar getirdi.
Gümbet de bu değişimin en güçlü hissedildiği yerlerden biri oldu.
Ama her değişimin bir bedeli vardır.
Gümbet büyürken bazı şeyler küçüldü.
Sessizlik küçüldü.
Narenciye bahçeleri küçüldü.
Eski mahalle hayatı küçüldü.
Birbirini tanıyan insanların dünyası küçüldü.
Ve biz bazen büyüdüğümüzü sanırken aslında bazı güzellikleri geride bıraktık.
Yine de…
Bir sabah erkenden Gümbet sahiline inin.
Kalabalık uyanmadan…
Müzik başlamadan…
Sokaklar henüz sessizken…
Denize bakın.
Belki o anda eski Gümbet’i görebilirsiniz.
Çünkü bazı şehirlerin, bazı mahallelerin hafızası vardır.
Gümbet’in de vardır.
Belki bir taş duvarda…
Belki eski bir evin bahçesinde…
Belki bir zeytin ağacının gölgesinde…
Belki tepelerdeki değirmenlerin yanında…
Belki de yıllardır görmediğiniz bir dostunuzun hatırasında…
Eski Gümbet hâlâ yaşamaktadır.
Onu görebilmek için biraz yavaşlamak yeter.
Eski Gümbet’i bilenlerin en büyük özlemi belki de budur.
Bir gün…
Sadece bir gün…
Her şeyin eskisi gibi olması.
Bodrum’un daha sakin olduğu…
Gümbet’in daha küçük olduğu…
İnsanların birbirini isimleriyle çağırdığı…
Çocukların sokakta oynadığı…
Akşamüstü denizden dönenlerin kapı önünde oturduğu…
Tepelerde değirmenlerin sessizce durduğu…
Ve gecenin yıldızlara kaldığı o günlerden birinin yeniden yaşanması.
Ama biliyoruz ki zaman geri dönmüyor.
O yüzden eski Gümbet’i geri getiremeyiz.
Fakat onu unutmayabiliriz.
Çünkü bir yerin gerçek zenginliği yalnızca bugününde değil, geçmişinde de saklıdır.
Gümbet bugün binlerce insana ev sahipliği yapıyor olabilir.
Ama onun gerçek hikâyesini bilenler için Gümbet hâlâ başka bir şeydir.
Bir koydan fazlası…
Bir tatil beldesinden fazlası…
Bir çocukluk, bir gençlik, bir aşk, bir dostluk, bir aile sofrası, bir yaz akşamı…
Belki de insanın hayatında yalnızca bir kez yaşadığı o güzel zamanlar.
Ve yıllar sonra insan kendine şu soruyu soruyor:
“Gümbet mi değişti, yoksa biz mi büyüdük?”
Belki ikisi de…
Ama cevabı ne olursa olsun, bir gerçek değişmiyor:
Eski Gümbet’i bilenler, Gümbet’e her baktığında aslında biraz da kendi geçmişine bakıyor.
Eski dostları
Gümbet’i Gümbet yapanları arıyor
Sami Akbaşlar’ı
Mehmet Danacı’ları
Zengin Hüseyin’in çocuklarını
Cenneti Kaptanı
Daha nicelerini …
Bu yüzden gözleri doluyor.
Çünkü özlenen sadece Gümbet değil.
Özlenen, Gümbet’in içinde bıraktığımız kendimiziz.
Ve belki bir gün, gün doğmadan önce Gümbet sahiline indiğimizde, denizin sesine karışan o eski Bodrum rüzgârı kulağımıza bir şey fısıldayacak:
“Ben hâlâ buradayım…”
İşte o zaman anlayacağız.
Bazı yerler değişir…
Bazı insanlar gider…
Bazı yıllar geri gelmez…
Ama gerçek hatıralar, insanın kalbinden hiçbir zaman silinmez.
….
Gümbet’i Gümbet yapan ve aramızdan ayrılan değerli insanların anısına …
Saygılarımla

Şenol Cömert
15 şubat 2026

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
4 Kasım 2025 11:11
18 Haziran 2023 01:23
20 Eylül 2023 11:33
23 Temmuz 2020 17:41
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.