Biz buralara nasıl geldik.
Tatil mevsimiyle birlikte lahmacun, beach ve otopark ücretlerinin gündemin birinci maddesi olduğu kasabamızda ikinci konu da, Yunan adalarına gitmek için çalışan vatandaşlarımızın durumu.
Henüz lahmacun fiyatları konusunda kararsızlık devam ederken, konuşulan rakamların bin beşyüz ile ikibin beşyüz lira olacağı duyumları geliyor kulağımıza.
Beachlere gelince, tatilcinin bindiği arabanın, giydiği şortun, kullandığı gözlüğün, yanında getirdiği manitasının görseline göre fiyat belirleneceği konuluyor.
Otopark ücretine gelince ise “ne tutturabilirsen” tarifesinin uygulanması bekleniyor.
Durum böyle olunca;
Beachlerde adamına göre muamelenin yapıldığı, lahmacunun küçük altın fiyatına satıldığı, otopark ücretinin bir akşam yemeği fiyatını bulduğu kasabamızda, helal para kazananların değil, kolay para kazananların tatil keyfi yapabileceği Bodrum’da, vize sorunu olmayan yerel halka yine İstanköy yolunun görülmesi bekleniyor.
Bazı çakma yerli ve milli vatandaşlar buna muhtemelen kızacaklardır.
Habere konu olan fotoğraf üzerinden mevzuyu izah edeyim, belki konuya mantık çerçevesinden bakarlar.
Fotoğraf 21 mayıs 2025 tarihinde ziyaret ettiğim Kos adasının deniz kıyısında, birinci sınıf bir restoranında bir öğle yemeği masası.
Sekiz bacaklı bir Ahtapot (yani bir tam Ahtapot) 14 € bugünkü kurla 620 TL, kalamar ise 13 € yani 575 TL.
Kasabamızda beache giden bir vatandaşın günlük otopark ücreti bile değil.
Beaclerde ise şezlong ücreti almak, harcama limiti koymak söz konusu bile değil.
Otel ücretleri bizden daha düşük.
Sokaklarda sigara izmariti görmek imkansız.
Klakson sesine hasret kalıyorsunuz.
Sokaklarda üniformalı bir şahıs asla göremiyorsunuz.
Çalışanların saygısı takdire şayan.
Dahası;
Vakten, nakten ve ruhen huzur zehirlenmesi yaşıyorsunuz.
İşte bu yüzden tercih ediliyor komşu.
Sonra sormak gerekmiyor mu?
Biz buralara nasıl geldik?