ÜÇÜ BANA, BİRİ BELEDİYEYE, BİNİ SANA
Tarihi ukalalık yapacak değilim. Ben, hayranı olduğum Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın anısına bu yazıyı kaleme aldım.
On binlerce yıldan beri Bodrum farklı medeniyetlerin eser verdiği şehir olmuştur. Bir prensin anısına, onun görkemini kainata gösterebilmek, zenginliğinin sonsuzluğunu kanıtlamak için DÜNYANIN YEDİ HARİKASINDAN BİRİ OLAN “MAUSOLEUM” Bodrum’da inşa edilmiş. M.Ö. 350 yılında bitirilen bu şaheser bugün olduğu gibi hırsızların talanı ile yerle bir edilmiştir. Şimdilerde ise çekilmiş bir diş gibi kalan; temel boşluğunu görebilmek için para ödeyerek girilen, resimleri ile idare edinilen bir boşluk olarak kalmıştır.
Rodos’un hırsız, banaz, Şövalyeleri, ikona klast dini saçmalığı ile yıkmışlar, yok etmişler eşi benzeri olmayan, paha biçilmez eseri…
Hırsız Şövalyeler, ne mi yapmışlar? Duvar taşlarını bir bir söküp kıçlarını korumak için kale yapmışlar. ANIT Mezarın eşi benzeri bulunmayan heykellerinin de başlarını günah olduğu SAÇMA GEREKÇESİYLE koparıp kale duvarlarında taş olarak kullanmışlar. Onlardan da hırsız İNGİLİZLER çalmış; yükte hafif pahada çok ağır, tüm eserleri… GEMİLERLE İNGİLTERE’ye taşımışlar. Hırsızların iki yüz yılda inşa ettikleri hırsızlığın timsali kaleye şimdi iktidar tarafından tarihi nitelik verilerek milyonlarca TL ihaleyle taşları otlardan temizleniyor. El etek tıraşı yapılmaya çalışılıyor. Bodrum’a bir çivisi bile nasip olmayan iktidar tarafından Bodrumlu’nun gözünün içine soka soka yapılıyor bu işler. İçimizdeki Rodos Şövalyeleri de Bodrum Küçük Sanayi sitesi inşaatı sırasında bulunan “HİPODRUM’UN” üzerini toprakla örtüler. Hiçbir şey olmamış gibi Küçük Sanayi Sitesi inşaatına devam ettiler.
Yalıkavak PAZAR YERİ düzenlemesi yapılırken ARKEOLOJİK ESERLERİ dozerlerle çıkardılar(hiçbir kurum ve kuruluşa haber verilmeden)biracıların kıç taşı olarak parkta hizmete sunuldular.
Günümüzde de Bodrum’un kıyıları, denizleri, ormanları, havası ve doğası hoyratça talan ediliyor. Bodrum yavaş yavaş ölüme terk ediliyor.
CEVAT ŞAKİR:
1924 yılında Kürek Mahkumu bir ADAM, cezasını çekmek için Bodrum’a gelir. Daha ilk gününde Bodrum’a ve Bodrumlulara aşık olur. OXSFORT Mezunu olan Cevat Şakir, bir sohbetinde “İlkokul mezunu Bodrumlularla sohbet etmek ne güzel…” diyerek, Bodrumlu’ya hayranlığını dile getirir. Her ne kadar cezasının üç yılını İstanbul’da geçirse de AŞIK OLDUĞU şehre geri döner ve 25 yıl aralıksız Bodrum’da yaşar Cevat Şakir…
Yıllarca, Bodrumlu denizcilerin, süngercilerin, çiftçilerin Cevat AĞABEY’i…
Kızların çeyiz motiflerinin ilham kaynağı; yeni doğan çocukların isim babasıdır…
Mavi Yolculuk, Halikarnas Balıkçısının yedi metrelik yelkenli teknesiyle başlamıştır. Günlük yaşamdan uzak cennet koylarda haftalarca “zeytin, peynir, İstanköy peksimeti, su ve rakı” ile geçirilen eşsiz zamanın adıdır MAVİ YOLCULUK. Bugün dünya turizminin bildiği Mavi Yolculuğu Turizme kazandıran eşsiz insan, Cevat Şakir’dir.
Bodrum mandalinası kendine has kokusu ve rayihası ile eşsiz güzellikte, narinciye ürünlerinin en kıymetlisidir. Yıllarca Bodrumlu, geçimini mandalina satarak sağlamıştır.
Portakal türleri, bergamut, pamilyon, saksuma mandalini, klementin mandalini fidanları Cevat Şakir tarafından İtalya’dan getirilmiş; Bodrum doğasına ve çiftçisine kazandırılmıştır.
Bodrum’u gelin tacı gibi süsleyen Begonviller Cevat Şakir’in Bodrum’a armağanıdır.
İSTANBUL’DA, Troçki’nin bahçesinden çaldığı HURMA TOHUMLARI nedeniyle polis tarafından tutuklanmış; sonra salıverilmiştir. Bugün Bodrum çarşısına yakın yüksek yüksek “Hurma Ağaçları” Cevat Şakir’in, tohumdan ürettiği ağaçlardır.
Süngercilerin kullandığı KANGAVA’nın mucididir. Bu aletle süngercilikte müthiş kolaylıklar sağlanmıştır.
Cevat Şakir, giydiği bahçevan tulumu ve ceplerindeki tohumlarla Yarımada’nın her yerindeki çiftçilerin ve denizcilerin emrindedir.
Yalıkavak’ta rahmetli Hacı Mehmet AMCA’YA sordum. Amca, Cevat Şakir’i tanıma fırsatı buldun mu? Hacı Mehmet AMCA… CEVAT, bizim hocamız, akıl danıştığımız ÇOK AKILLI, ÇOK BİLGİLİ, ÇOK GÜZEL BİR ARKADEŞİMİZDİ. Bize yüzlerce kez yardıma koşan Cevat’ı nasıl tanımam? Bizim, bir derdimiz olduğunda akşamdan Bodrum Belediyesine telefon ederiz. Öğle ezanı okunmadan Cevat, yayan olarak elindeki uzun köreği ile gelir; sorunu çözer; akşama kalmadan Bodrum’a doğru yola koyulurdu.
Bodrum’un her tarafını tavla zarı binalarla doldurup, bütün koylarını talan etseniz de yine bir gün önünüze Cevat Şakir Ruhu çıkacak ve Bodrum’u kurtaracaktır. Bunu aklınızdan çıkarmayın.
Cevat Şakir Ruhu’unu gençlere ve çocuklara anlatmak onları eğitmek gerek… Bodrum’un kurtuluşu buna bağlıdır.
Yıllar önce Bodrum Bülten Dergisi, Cevat Şakir’le ilgili çok güzel etkinliklere imza atıyordu. Kategorisiz olarak düzenlediği kompozisyon, resim yarışmalarında Cevat ŞAKİR RUHUNU arıyor ve buluyor; onları okuyucularına sunuyordu. Hiç unutmam bir sayısında Tüm okulların ve yetişkinlerin katıldığı “Çocuk Gözüyle Halikarnas Balıkçısı” konulu resim ve kompozisyon yarışması düzenlemişlerdi. Resim dalında Yalıkavak’tan İlkokul birinci sınıf öğrencisi Mert Sungur’un resmi birinciliğe layık görülmüştü. Yine o sayıda Bodrum ATATÜRK ORTAOKULU 6.sınıf öğrencisi CANSU İLİK yazdığı eşsiz güzellikteki yazısıyla bütün katılımcıları geride bırakarak birinci olmuştu. O iki eser beni o kadar çok etkilemişti ki; Bodrum Bülten Dergisinin OASİS’deki bürolarına gitmiş kendilerine teşekkür etmiştim. Ama ne yazık ki, her güzel şey gibi “BODRUM BÜLTEN DERGİSİ’de” yok olup gitti.
Bodrum, 1980 yılına kadar salla başı al maaşı BELEDİYE BAŞKANLARI tarafından yönetilmiştir. Bahçevanlık Maaşı ile geçinen Cevat Şakir, Bodrum’a Başkan olsaydı. Bodrum’un eşsiz kazanımları olurdu. Herkesin, yalandan ağzına pelesenk ettiği “DÜNYA MARKASI BODRUM” o zaman gerçekleşirdi.
Şansız Bodrum 1980’den sonra da “üçü bana, biri Belediyeye, bini sana “anlayışı ile günümüze kadar yönetilerek geldi. Hırsızların, rantiyecilerin, şantiyecilerin talanına en büyük desteği Bodrum’un öz evladı Belediye Başkanları verdi. Bodrum’un yok oluşunu hep birlikte izledik… Tepki vermedik… Evlerde, kahvelerde dedikodusunu yaptık. Bu yok oluşun hepimiz baş sorumluyuz. Bu rezalette hiçbir suçu, günahı olmayan; gelecekleri bizler tarafından çalınan; gençler ve çocuklardır.
Bodrum’u Cevat Şakir Ruhuyla yönetmeye çalışan tek Başkan Ahmet ARAS’TI…
O da Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanı oldu.
Bodrum’u, bizim oğlanların, bizim kızların insafına terk etti.
Bodrum’a verdiğimiz zarar için hepinizden özür dileriz ÇOCUKLAR.
sami ekinci