DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
ALTIN 486,949
BIST 1190,63
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 30°C
Az Bulutlu

Salmakis: Bodrum’un biricik perisi

19.07.2020
31
A+
A-

Efsane, herhangi bir zaman diliminin günlük yaşantısından devşirildi; tarifsiz güzellikteki tabiatın, insana huzur veren bir parçası vardı binyıllar önce. Gelip geçenler, efsanelerin sıradan insanların tanıklık ettiği olaylardan alıntılandığını bilmeden bastılar o toprak parçasına. Aynı insanlar, binyıllar sonraki evlatlarının hayal bile edemeyeceği cennet parçasına baktılar, huzurlu nefeslerini ardı ardına dünyaya bırakarak. Ama zaman akıp gitti; hikayelerin üzerine topraklar yığıldı, toprakların üzerine betonlar döküldü, sular çekildi, göller kurudu, azmaklar denize küstü, akarsular yataklarını değiştirdi. Zaman denen o tatsız hayal, unutturdu insanoğluna gerçeği.

Efsaneler, gerçeğin taş temelleri üzerine hayali tuğlalar örer. Salmakis’in, Bodrum’un biricik perisinin yani, eşi benzeri olmayan bir renk cümbüşünde, Hermes ve Aphrodit’in oğlu ile sonsuz birlikteliği işte o tuğlalardan örüldü. Ama cenneti  Salmakis’in, gerçeğin ta kendisiydi.

Önce hayalden başlayalım; Salmakis, Bodrum’un o biricik perisi, binyıllar önce, tarifsiz güzellikteki  tabiatın, tanrılara, yarı tanrılara, perilere ve insana huzur veren o parçasında, küçük bir gölün çevresinde yaşarmış.  Bugün Bardakçı adını alan o yerde, göle girip serinlerken, şarkı söyleyip dans ederken mutluymuş. Kendini bulmak için dünyayı keşfe çıkan Hermes ve Afrodit’in yakışıklı oğlunu görünceye kadar da yalnız. Bu karşılaşma, aşkın, Salmakis’in aklında ve ruhunda kendini gösterme şekliymiş. Fakat bu, Salmakis’e yetmemiş. Delikanlıya öyle bir vurulmuş ki daha fazlasını istemiş; Halikarnassos’a hayran Tanrılara, “bizi hiç ayırmayın” diye yalvarmış. Tanrılar, güzel perinin dualarını duyup, isteğini yerine getirmişler. Salmakis, Hermes ve Aphrodit’in oğluyla tek bir bedende, hiç ayrılmamak üzere buluşmuş.

Modern tıp dünyasında, pek çok adlandırma mitolojiden alıntılanır. Ama modern dünya, hikayelerle meşgul olamayacak kadar planlıdır. Tek bedende iki cinsiyetin aynı anda var olmasına Hermafrodit adını verir ama bu ismin Halikarnassos’ta yaşayan çılgın bir aşığın, delice isteğinden kaynaklandığını bilmeyebilir. Antik Coğrafyacı Strabon, Halikarnassos’u anlatırken Salmakis Çeşmesi’nden bahseder; Oradan su içenlerin kadınsı özelliklerinin ön plana çıktığı söylentisinden de. Ünlü psikanalist Jung, cinsiyeti ne olursa olsun bireyin bilinçüstünde eril ve dişi özelliklerin aynı anda  bulunduğunu söyler ve buna “anima” ve “animus” ismini verir. Diğer yarısını karşı cinste arayan ya da bulan hikayeleri de bilir, duyarız. Yani Salmakis’in Hermafrodit aşkı, yalnızca bedensel bir aynılaşma ya da çatışma değil, karşı cinslerin tek ruhta birleşmesini de içerir. Fakat  Halikarnassos’lu peri Salmakis’in efsanesindeki asıl gerçek, tabiatın muhteşemliğidir. İşte o gerçek, yalnızca tanrıların ya da perilerin değil, insanın da başını döndürecek kadar muhteşemdir. Bodrum’da yaşayan ya da soluk alıp giden günümüz insanı ise, böyle bir şeyin yalnızca efsaneden ibaret olduğuna inanacak kadar mahrum kalmıştır, o eşsiz tabiattan.

Zaman akarken tüm güzel şeyleri alıp götürüyormuş gibi bir yanılsamaya inanırız. Jung şöyle der; “Kendine ilişkin genel bir bilinçsizlik, hiç kuşkusuz ki bütün insanlığın ortak mirasıdır.” Oysa kendimize ilişkin bilinç sahibi olursak, dünyayı değiştirecek güce sahip olduğumuzu da hatırlarız. Bodrum’u koruyan, kutsayan ya da burayı ziyaret eden tanrılar gibi zamanı da yaratan biziz. Yıkıcılığımıza kolayca inanmış, çeşmeleri kurutmuş, doğayı küstürmüş olabiliriz. Ama binyıllar öncesinde efsaneleri yaratan varlığımız, kuruyan her şeyi yeniden yeşertecek kadar güçlü. Yeter ki bir zamanlar tanrıların aşık olduğu bu kentte, kendimiz olmayı başarabilelim.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.