DOLAR 7,6371
EURO 8,9673
ALTIN 464,204
BIST 1088,41
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 34°C
Parçalı Bulutlu

Her çağın harikası Bodrum nasıl talan edildi

19.07.2020
19
A+
A-

Dünyanın yedi harikasını duymayan yoktur. Bir kaçının ne olduğunu bilenimiz de çoktur. Özellikle Bodrum’da yaşıyorsak Kral Mausolos’un anıt mezarının bu yedi harikadan biri olduğunu hemen söyleyebiliriz. Sürekli önünden geçtiğimiz halde ziyaretine gitmemiş olsak bile. Elbette bunu bilmeyenler de var. Hatta şehri gezen turistlere yerini tarif edemeyen de. Ama bunun küçücük de olsa haklı sayılabilecek bir nedeni var. Harika dediğimiz şey, en azından bir noktadan görülebiliyor olmalı. Örneğin kale, pekala Mozole’den daha çok harikaya benziyor. Buna itiraz edemeyiz. Bugün Mozole’nin yalnızca temelleri kaldığı için bırakın şehrin her yerinden görünmeyi, Turgutreis Caddesi’nden bile görünmüyor.

Peki yaklaşık 2200 yıl önce sıralanan dünyanın yedi harikasından biri olan bu ihtişamlı yapı, nasıl görünmez oldu? Üstelik Osmanlı’nın son dönemlerine kadar büyük oranda kalıntılarını korurken. Tarihte kaç uygarlık yaşadığı toprakların mirasına kendi mirası olarak bakmaz ya da kaçı mirastan kurtulmak ister bilmiyorum. Ama biz istemişiz.

Kral Mausolos için tarihteki ilk kadın amirallerden biri, botanikçi ve bitkisel ilaç araştımacısı karısı Artemisia tarafından yaptırılan ihtişamlı anıt mezar, kralın adıyla anılıyor; yani Mausoleum. Bizim söylediğimiz şekliyle Mozole. Yapı öyle harika bir yapı ki Kral Mausolos’un ihtişamını görebilen herkese göstermekle kalmıyor, tüm anıt mezarlara mozole denmesine de neden oluyor. İktidar olmanın, manevi yönü zayıflatma riski şüphesiz hep var. Bu yüzden güç odaklarının çoğu,  unutulmayı engelleyen bir miras bırakma peşine düşmüşler; Kocası Mausolos’un adını baki kılan Artemisia  bunu başaranlardan biri. Her cephesini farklı bir mimarın yaptığı muhteşem Mozole, yapıldığı yerde zaman zaman unutuluyor, temelleri yapayalnız duruyor ama Londra’daki British Müzesi’nin vaz geçemediği bir parça.

Peki bir dönem koskoca Karia’nın başkentliğini yapmış ve her taşının altından tarih ve değer fışkıran Bodrum’dan nasıl İngiltere’ye gidiyor? Çoğumuz bu soruya “çalınarak” cevabını verebiliriz. Ama maalesef öyle değil. Evet bir kurnazlık ve fırsatçılık var işin içinde ama çalınmadı. Mozole, Abdülmecid döneminde, padişahın rızasıyla verildi. İngiliz hükümeti  tarafından bu iş için özel olarak görevlendirilen diplomat Newton, 19. yüzyılda Bodrum’a geldi ve Bodrumluların da yardımıyla Mozole’ye ait heykel ve kabartmaları gemilere yükleyip götürdü. Newton’ın elinde Abdülmecid tarafından bizzat çıkartılan bir ferman da vardı. Hatta padişah maddi yardımda dahi bulundu. Ama eserlerin taşındığı gemiler İngiliz hükümetine aitti. Osmanlı padişahları arasından ressam olması ile ayrılan Abdülmecid’in bu eserleri bir değer olarak görmemesi şaşırtıcı.

İngilizler Newton’ı ya da Anadolu kıyılarına ve Yunan adalarına giderek pek çok eseri British Müzesi’ne götüren diğerlerini birer kaçakçı olarak görmüyor. Hatta bu eserleri müzelerinde çekinmeden ve gururla sergiliyorlar. Bahaneleri de çökmüş bir devletten alınan resmi izinler.

Bodrum ne yazık ki tarih boyunca yağmaya açık bir yer olmuş. Şövalyeler, kalenin yapımında Mozole’nin mermerlerini kullanmışlar ve bazı kabartma ve heykelleri de oraya götürmüşler. Newton alana kadar da kaledeymiş. Araştırmacı yazar Osman Öndeş, Bodrum’da Yağma isimli kitabında tüm bu kaçırılış serüvenini ve talanı detaylarıyla ve belgelerle anlatıyor.

Aksi olması gerekirken, günümüzde de arkeolojik miraslara bakışımızda büyük değişiklikler olmamış. Biz yerleştiğimiz toprağın geçmişini  sahiplenmekte ve onları kültürel değerler olarak benimsemekte eksiğiz. Kültür turizmi konusunda büyük atılımlar yapılması için gerekli olan şeylerin hepsi mevcutken, bunu bir türlü başaramıyoruz.  Ama bir kaya mezarının üzerine süpermarket yapabiliyoruz. Dizi dizi ekmekler, kekler, cips paketleri ve meşrubatların içinde bir kaya mezarı, dünyada kolay kolay rastlanılacak bir şey değil. Bodrum’da müthiş bir örneği var. Koruma bilincimizin/bilinçsizliğimizin durumunu bize anlatması bakımından muhteşem bir eser konumunda.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.