DOLAR 7,9615
EURO 9,4644
ALTIN 463,08
BIST 1340,02
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 22°C
Açık

Dünyanın en acınası canlısı

19.07.2020
33
A+
A-

Ötekinin sevgisine ihtiyaç duyan ve onu almak için çırpınıp duran zavallılarız biz. Kimseden bir şey alamayınca her yeri yakıp yıkabileceğimizi zanneden ve bahanelerin ardına sığınmayı marifet bileniz. Kontrol başkasında ama güç bende olsun diye gelişigüzel inançlar peşinde, ruhunun geleceğini garantiye almak için iyilik yapma çabasında, maddiyatı kardeşlikten, rüşveti saf iyilikten üstün tutanız.  Olanı görmezden gelip, olacağa odaklananız. İçimizde hiç de dürüst olmayan şeyler var. Yorumlarımız çelişkili, hasetliğimize paha biçilemez.

Ama en kötümüz, içindeki cerahatı, diğer gözlerden kaçırdığı gözlerine hapseden sinsi türdeşimiz; Fırsatını bulunca öldüren, yaralayan, tecavüz eden, yok sayan, tersleyen, kalp kırmayı amaç edinen, aynı oksijeni solumaktan nefret ettiren ve insan olmaktan utanç duyduran. Ters giden bir şeyler var bizde. Acınası durumdayız. Ama kimimizin kırıp döktüğü çok büyük, kimimizinki yalnızca bize zarar verecek kadar küçük.

Bugünlerde ortaya dökülüp saçılanlar, insanlığımızı sorgulattırıyor. Silahla sağa sola tehdit yağdıranlar, tehditle kalmayıp can alanlar, çocukların geleceğini çalmak için pusuya yatanlar, hayvanları sömürmeyi kendilerine hak bilenler… Haberleri duydukça, yaşamaktan nefret edecek hale geliyoruz. Olanlara bir türlü anlam veremeyenler, çeşitli sebepler arayanlar, kısacası isyan edenler, suçlulara soruyor; “Hiç mi sevilmedin?”

Fakat bu riskli soru, bahane ve haksızlığı beraberinde getiriyor. Çünkü maruz kaldığı kötülüklere ve sevgisizliğe karşı savaşan kahraman da çok. Maalesef ülkemizde sevgiyi açık açık sergileyememe gibi bir alışkanlık var. O yüzden çoğumuz yeterince sevgi göremeden büyüdük.

 

 

Ama küçükken başı hiç okşanmadığı halde büyüyünce çocukları pamuklara sarıp sarmalayan, hiç “seni seviyorum” denmediği halde herkese kalbini açan nice insan var. Öte yandan sevgi ondan hiç esirgenmediği halde öfkeyle etrafa saldıran da var. Çünkü sevgi, ötekinden alınacak bir şey değildir. İnsanın içine aittir o. İçindekini bulamıyorsan, paylaşamazsın da.

Eski bilindik hikayedeki gibi;  Bir zamanlar insanların hepsinde tanrısal özellikler varmış. Ama insanlar onları kötüye kullandıkları için özellikleri ellerinden alınmış. Tanrılar konseyi, o tanrısal özelliklerin nereye saklanması gerektiğini tartışırken, “okyanusa saklayalım” “en yüksek dağa saklayalım” önerileri gelmiş. Ama baş tanrı, “İnsan meraklıdır, tırmanır, dalar ve bulur. Ancak bakmadığı bir yer vardır; o da kendi içidir. Bu özelliklerini içine saklayalım” demiş ve insan, içinde olanı bulmak için uzaklara bakmaya devam etmiş.

Hangi duygunun hakimiyetinde yetişmiş olursak olalım, içimizde Tanrı’nın bir parçası, ölçülemez bir sevgi var. Onu oradan alıp çıkaramıyorsak bu bizim sorumluluğumuzdur. Çıkarıyorsak da bizim başarımız. Elbette çocukluğun karakteri oluşturan büyük etkisi tartışılamaz. Ama kurban rolü oynayıp oraya sığınmak yalnızca bir bahane. Çünkü kurban rolü oynayanlar, suçluya dönüşmek için bahaneler yaratıyor olabilirler.

 

08.07.2018

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.