DOLAR 7,7291
EURO 9,0694
ALTIN 467,936
BIST 1145,24
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 26°C
Az Bulutlu

Bodrum’dan Neyzen geçti

19.07.2020
51
A+
A-
Bodrum’dan Neyzen geçti

24 Mart 1879 yılında Bodrum’da Gerence sokağın başındaki evde doğdu.

Çocukluk yıllarında babası ile birlikte genellikle, Tepecik Camii’nin yakınındaki kahvede geçirdi

Kahveye gelen dervişlerin üflediği ney’e hayranlık duydu.Yıllar sonra ustası oldu.

Şiire olan ilgisi dolayısıyla iyi bir” taşlama” şairi oldu.

1892’de, on üç yaşındayken babasının tayini ile birlikte Urla’ya taşındı ve bir süre burada okudu.

1893’te tanıştığı neyzen berber Kâzım’dan ney dersleri almaya başladı ve aynı yıl ilk sara nöbetini de geçirdi.

Yedi yaşındayken, kent çarşısında Muğlalı Kel Mülâzım Ağa müfrezesinin yakaladığı eşkiyaların halka gösterdiği sırıkların ucundaki kesik başlarını gören Tevfik’in yaşadığı rahatsızlık ilk önce olağan dışı bir durgunluk, birkaç yıl sonra da, ilk defa 1893’te olmak üzere, sara nöbetleri halinde kendini gösterdi.

Hastalığın tedavisi için annesi birçok doktora ve hocaya danıştı fakat sonuç alamadı.

En sonunda hastalığı kontrol altına almayı başaran, annesinin götürdüğü İstanbul’da Pepo adlı bir doktor oldu.

Doktor “fazla üzerine gidilmemesi gerektiğini” ve “en çok hoşlandığı şeyleri yapmasına izin verilmesi” gerektiğini söyledi.

Bu sayede “hem hastalık bir nebze kontrol altında kalır, hem de bu ona ‘Neyzen’ lakabını kazandıracak olan neye devam etmesini sağlar.”dendi.

İzmir’in bu yıllarda istibdat yönetimi tarafından sürgün yeri olarak kullanılmasının neticesinde, kovulan aydınların uğrak yeri olan bu mevlevihanede Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Şair Eşref ve Ruhi Baba gibi ünlü kişilerle tanıştı.

Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldığı bu kişilerden Şair Eşref aynı zamanda ona hicvi öğretti. Bu sayede 13 Mart 1898’te Muktebes dergisinde ilk şiirini yayımlattı.

On dokuz yaşında babası onu eğitim için bu sefer İstanbul’a, Fethiye Medresesi’ne gönderdi. Burada zamanının çoğunu Galata ve Yenikapı mevlevihanelerinde geçiren Tevfik Mehmet Akif Ersoy’la ve onun yardımıyla dönemin seçkin sanatçılarıyla da tanıştı

1900’de bir plak doldurma girişiminde de bulundu.

Gülistan Plak Mağazası’nın sahibi Hafız Aşir Bey’le beraber yaptıkları denemelerde plaklar zar zor doldurulsa da yine de basılıp dağıtıldı.

Bu plakların sayısının yüz civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Tanınmış bir kişi olarak artık saraylara, köşklere, yalılara, konaklara çağrılır olmuştu.

Mehmet Akif Ersoy’un verdiği pantolonu cüppe ve şalvar yerine giymesi, akşamları medrese dışında kalması rahatsızlık yaratınca 1901’de medreseden ayrıldı.

Rejiminin karşıtı gençlerle ülkenin sorunlarıyla ilgili ve istibdata karşı konuşmalar yapıyordu.

Bu konuşmalar yüzünden bir gün Ziya Şakir tarafından şikayet edilerek gözaltına alındı ve daha önce otuz beş kere de hakkında şikayet olduğu için sıkı bir sorgulamadan geçirildi, on beş gün sonra salındı. Sürekli  peşinde dolaşan muhbirler yüzünden hem kendi hem arkadaşlarının iyiliği için onlardan uzaklaşarak zamanını Beyoğlu meyhanelerinde geçirmeye başladı.

1902 yılında Bektaşi dervişi oldu.

İstanbul’da baskının iyice artmasının sonucunda Şair Eşref ile beraber 13 Ocak 1902 Perşembe günü Mısır’a gitti. Bir arkadaşı ile bir Neyzenler Kahvehanesi açarak işletmeye başladı, geçimini neyi ve şiirleriyle sağlamaya devam etti.

Alkollü bir günde bir buluşma esnasında tabancasını ateşlemesi ve duruşma esnasında da yargıca “haksızlık yapıyorsunuz” demesi yüzünden altı ay hapse mahkûm oldu ama itiraz ederek bir buçuk ay sonra özgürlüğüne kavuşup iki ay kadar Feride adında Lübnanlı bir kadınla yaşadı.

8 Ağustos 1908’de İzmir’den İstanbul’a geçerek Fatih Çemberlitaş’ta bir hana yerleşti

1910 yılında annesinin ısrarları ile babası ve kardeşinin karşı çıkmasına rağmen Cemile Hanım ile evlendi fakat evlilikleri yürümedi. Kayınbabası eşini ve Leman adını verdiği kızını da alıp götürdü.

Cumhuriyetin ilanı sıralarında kardeşinin yanına Ankara’ya gitti ve 1926 yılında tanışacağı Mustafa Kemal’i ve Kurtuluş Savaşı’nı yücelten şiirler yazdı.

Geçirdiği sara nöbetleri ve yüksek alkol tüketimi nedeniyle bundan sonra da sıklıkla gideceği Toptaşı Tımarhanesi ve Zeynep Kamil Hastanesi’nde tedavi görmeye başladı.

Bir süre sonra eski arkadaşı Mehmet Akif Ersoy’u ziyaret için Mısır’a geçti ve bir yıla yakın bir süre kaldıktan sonra geri döndü.

1930’larda İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ın yardımıyla parasal anlamda destek olması için konservatuarda görevlendirilerek kendine bir aylık bağlandı.

1940’larda ise yine valinin oluru ve aynı zamanda doktoru olan bazı dostlarının (Mazhar Osman ve Rahmi Duman) yardımı ile Bakırköy Akıl Hastanesi’nde 21 no’lu koğuşa tam anlamıyla yerleşti.

Otel odası gibi kullandığı bu koğuşta ve hastanede çevresine yine şiir ve felsefe ile ilgili bilgiler sundu.

Genellikle, neyi ve şiirleriyle para kazanmaya çalışmış, sadece 1930’lu yıllarda kendisine devlet tarafından bir aylık bağlanmıştı. Kuralları pek umursamadan sürdürdüğü yaşamında özellikle rakı başta olmak üzere içkinin çok büyük etkisi vardır. Yozlaşan toplum, dini istismar ve Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkılmasına karşı bir duruş sergiledi.

Özellikle hazırcevaplığıyla tanınırdı, bu sayede birçok fıkranın konusu olmuş, aynı zamanda hicivde de başarılı olmuştur.

28 Ocak 1953’teki ölümünün ardından Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındı.

Cenazesine profesörler dahil olmak üzere çok sayıda kişi katılmış olup,cenaze esnasında civardaki sarhoşlar,sokak serserileri bile kendine çeki düzen vererk bir örnek davranış sergilemişlerdir.

Kabri halen Kartal Mezarlığındadır.

 

 

 

 

 

<iframe width=”560″ height=”315″ src=”https://www.youtube.com/embed/mqjsuuIYuR0″ frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture” allowfullscreen></iframe>

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.