DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
ALTIN 486,949
BIST 1190,63
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 30°C
Az Bulutlu

Ben’in Kendi’yle kavgası

19.07.2020
23
A+
A-

Özellikle aldığımız zor kararları uygulamaya başlayınca kopuyormuş gibi görünse de kavga, var olduğumuzdan beri içimizde. Bazen ayağımızı kaydıran, bazen de tam tersini yaptıran bir şey taşıyoruz sanki. Bu şeyi kişileştirmemizin sebebi ise durmadan konuştuğunu düşünmemiz; Hatta sesimiz bile aynı. Fakat ayrı düştüğümüz de çok oluyor. En sıradan kararlarımızda bile zaman zaman çelişki yaşamamızın sebebi, bu ne idiği belirsiz ayrılık.

Dikkatimizi çeken, görünen şey olduğu için dışımızdakini asıl ya da öz, içimizdekini yabancı kabul etme eğilimine sahibiz. Yani aynada gördüğümüz dışımız olduğu için, öz ve asıl odur. Konuşan, duyan, duymasa gören o da olmasa dokunan dışımızdandır. O yüzden tüm bilgilerin dışımızdan alınıp işlendiğini düşünürüz. Daha doğrusu bize öğretilendir bu. Hiç dışımızdakinin başkası olduğu aklımıza gelmez. “İçimizdeki bizim özümüzse?” Diye sorgulamadığımız için onunla iletişim kurmamayı ya da belirli seviyede kalmayı yeğleriz. Israrla kendini dinletmek isterse, öğrendiklerimiz ya da arzularımız bize onun yanıldığını söylerse de kavgaya tutuşuruz.

Peki konuşmasaydık, “dilsizliğe” uzansaydık ve içimizdekini sözcüklerle buluşturmaya çalışmasaydık ne olurdu? Aslında içimizdekini duymaya çalıştığımız için onun konuşmasını sağlayan da biz olabiliriz. Bildiğimiz en iyi iletişim şekli konuşmak olduğu için bilinçdışımız bize böyle bir yardım sunuyor olabilir. Oysa konuşmak, pratik hayatta kısa iletişimler kurmak dışında, sanıldığı kadar büyük bir anlaşma sağlamıyor. İnsanın şaşkınlıktan, aşktan, korkudan, öfkeden ya da sevgiden dili tutulması da bundandır işte. Coşkun duygular, insanın “kendisi” ve “ben’i” arasında önemli bir geçiş alanı olduğu için kelimelere ihtiyaç duymaz ya da var olan hiçbir kelime onları tarif etmeye yetmez.

Yunus Emre’nin şiirindeki ünlü dizeleri biliriz “Beni bende demen bende değilim; Bir ben vardır bende, benden içeri”. Ünlü düşünürün aynı şiirinde, “Süleyman kuş dilin bilir dediler;

Süleyman, Süleyman’dan içeri” dizeleri de geçer. Süleyman, Eski Ahit de denilen Tevrat’ta hem kral hem de peygamber olarak geçen, kalp gözüyle gören ve bunu etrafına öğütleyen bir bilgedir. Kuşlarla konuşması en bilinen özelliklerinden biridir. Yunus Emre, dizeleriyle, Süleyman’ın diliyle değil, içindeki “ben” ile olan iletişiminin, görünen alana, doğaya yansımasına vurgu yapıyor olmalıdır. Çünkü şiirin tamamı görünmeyenin erdemine çıkar.

No Stranger Than Love isimli filmde, “Aşkı kelimelere dökmek, öğütücüye gül yaprakları atmak gibi bir şey” cümlesi geçer. Yani bu çok anlamsız bir eylem olacaktır ve her kelime, öğütücüde parçalanan yaprak misali, aşkı öldürecektir. Çünkü aşk, insanın tamamen başkalaştığı ve dünya ile kurduğu sıkı bağları bir kenara atabildiği nadir alanlardandır. O yüzden dünyanın keşmekeşliğine tüy diken dille yakın ilişki kurmaması gerekir. Yani insan sözcükleri bu kadar baş tacı yapmasa “kendisi” ve “ben’iyle” bütünleşme yoluna gidebilir.  Uzakdoğu öğretisi olarak yayılan Tao (Te Ching) aforizmalarında, Tao’nun isimlendirilemeyeceğine vurgu yapılırken; zihnin, sadece içine yönlendiği zaman Tao’nun özünü fark edebileceği söylenir.

Ünlü filozof Wittgenstein, dil üzerine derin araştırma ve düşüncelerini aktardığı çalışmasını şöyle bitirir:  “Benim tümcelerim şu yolla açımlayıcıdırlar ki, beni anlayan, sonunda bunların saçma olduklarını görür… Bu tümceleri aşması gerekir, o zaman dünyayı doğru görür. Üzerine konuşulamayan konusunda susmalı.”

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.