UMUTSUZLUK: IŞIKTAN BİLE HIZLI, SESTEN BİLE GÜÇLÜ - BODRUM KAPAK HABER

UMUTSUZLUK: IŞIKTAN BİLE HIZLI, SESTEN BİLE GÜÇLÜ

2075 kez okundu
Göknur Gürcan

 

Umudunu yitirmiş biriyle bir kaç dakika sohbet edin; eğer ona umut aşılayamıyorsanız, yanından hızla uzaklaşırsınız. Bedeniniz uzaklaşmasa bile umudunuz uzaklaşır. Çünkü umutsuzluğun çağrıştırdığı tek şey, gitme isteğidir. Umutsuzluğa sürükleyen şeylerin kişisel olmadığını var sayalım; Yani bireyci modern insan gibi değil, daha sosyal ya da siyasi düşünelim; Umutsuzluğumuz yaşadığımız coğrafyaya bağlıysa, göç etmek isteriz, dünyasal bir umutsuzluk çekiyorsak, yaşamak acı verir. Bu bize uzak görünüyor olabilir. Ama 20. yüzyılın tüm vahşiliğini yaşayan biri için değil. 1881 yılında Viyana'da doğan büyük yazar Stefan Zweig, I. ve II. Dünya Savaşı'na, Avrupa'da yükselen milliyetçiliğe, dünyanın siyasi, ekonomik ve sosyal değişimlerine tanık olmuş biri. Hem de bu büyük savaşların içinde, savaş karşıtı olarak. Zweig, savaş karşıtlığını dile getirmekten çekinmeyen, döneminin tanınmış bir yazarı. Ancak nazi zulmünden dolayı doğduğu ve yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalıyor.

Zweig'ın duyarlılığı, etrafında olup bitenlere belli bir mesafeyle yaklaşıp, entelektüel hayatını devam ettirmesine olanak vermiyor; Göçler onu yıpratıyor, naziler tarafından kitapları yakılıyor, her gün duydukları ve yaşadıkları yüzünden dünyanın geleceğiyle ilgili tüm umutlarını yitiriyor. 1942 yılında da eşiyle birlikte intihar ediyor.

Öldürme yerine yaşatma düşüncesini öne çıkartan ve özgürlük tutkusuyla yanıp tutuşan bu insanların kendi canlarına kıyması, şüphesiz büyük bir çelişki. Üstelik Stefan Zweig'ın öykülerindeki kahramanlar kendini yeniden yaratacak güce sahipken, kötülükler yapanı bile yerin dibine batırmazken, gizli gizli umut aşılarken; yargılamaktan vaz geçerken yani. 

Türkçeye Ruh Yoluyla Tedavi ismiyle çevrilen kitabında, hipnoz ve telkin çalışmalarıyla bir öncü olan doktor Franz Anton Mesmer'i anlatırken “…bir yüzyıl erken, aynı zamanda da birkaç yüzyıl geç geldi dünyaya.” diyor ve Mesmer’in yaşadığı çağı talihsizliği olarak aktarıyor. Zweig'ın Mesmer için yazdığı bu cümle, pekâlâ kendisi için de kurulabilir. Bir kaç on yıl daha yaşamış olsaydı, biz okurlarına bırakacağı mirasın kabarıklığını düşündükçe, savaşa bir kez daha lanetler yağdırmamak elde değil.

Zweig'ın müptela olmayan bir okuyucuyu bile kendine bağlayan dili eşsizdir. Ama yazarın yalnız kurguları bizi kendine bağlamaz. Titizlikle yaptığı araştırmalar sonucunda tarihin derinliklerinden çekip çıkardığı kişilerin öykülerini okumak ya da aşina olduğumuz kişilerin hayat hikayelerinde dikkat etmediğimiz detayları öğrenmek de bizi ona yakınlaştırır. Hem biyografi hem de öykü ve roman yazarı olan Zwieg’ın sıra dışı anlatımıyla şekillendirdiği hayali kahramanları da zamanlarının ya da sosyal çevrelerinin ortalama değerlerinin uzağına savrulur.

Yazarın hayâli karakterleri, kendini sorgulayan, farkına varabilen ya da bu eğilimde olan kişilerdir. Büyük bir tutkunun peşinden kırıp dökerek ilerlerken bile düşünürler. İyilik timsali ya da kötülük temsilcisi değillerdir. Her biri bilerek ya da bilmeyerek kalpler kıran ve kırılan biz insanlar gibi yaşamın içindedirler. Zweig bir şekilde içlerindeki iyiliği ortaya çıkaran kahramanlarının kendilerini yeniden yaratmasına izin verir; kötüyü bir çukura gömmez ya da iyiyi baş tacı etmez. Bu detaycı yazar, kahramanlarına öyle titiz yaklaşır ki bizi de bir taraftar değil, aynı anda tüm kahramanların gözünden dünyaya bakan tarafsız bir irdeleyeci yapar.

Haklı umutsuzluğunu okuyucusuna asla yansıtmayan sevgili Zweig, ruh dünyamızla ilgili bir çok keşfin kapısını bizim için aralar ve bize şöyle der;

“…eğer bir insan sadece kendi iç inanç gücünü dünyanın müttefik güçlerine karşı ortaya koyar ve kendini bir savaşın içine atarsa ve bu da tümüyle umutsuz ve anlamsız görünürse, işte o zaman ruh gerilimi yaratıcı bir şekilde insanlara açılır ve hiçlikten müthiş bir güç yaratır.”


Haber Ara

© 2020 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com