Bilge Salyangoz - BODRUM KAPAK HABER

Bilge Salyangoz

1887 kez okundu
Göknur Gürcan

Aniden ortaya çıkan, belki de yağmurla birlikte gökten düşüp, ayaklarımızın altına giriveren salyangozlar; Önce birinden sonra onlarcasından öğrendim yaşamayı. Aylarca yolu gözlenen ve bir an gibi kısa süren o tatlı mevsimde, öldürdüğüm o salyangoz, bana yaşatmam gerektiğini söyleyerek tamamladı doğadaki döngüsünü.

Son nefesini verirken, “Yalnız değilim, etrafına bir bak” dediğine yemin edebilirim. Milyarlarca insanın, yüzlerce kitabın bilgisini taşıyan o minik kabuğun içindeki yumuşak kalp, kayda değer bir ağırbaşlılıkla durdu ve sesli bir uyarıyla, umursamaz salınışını başka bir evrene doğru sürdürdü.

Hakikaten nereden çıktı da girdi ayakkabımın altına? Kendi kendime “Bu bir çeşit intihar, gerçek bir intihar bu” diye söylenirken, ortalama bir insan gibi,  birkaç saniyeliğine içim sızladı. Ve yine ortalama bir insan gibi, bunun hemen geçeceğinden emindim. Eğildim ve kırılan kabuğa, ezilen salyangoza bakıp, “Ah, be! Nereden çıktın sen” diye yalancıktan üzüldükten sonra, suçu onun üzerine atıp, zavallı vicdanımı rahatlattım. Beni buna zorladığını, yolumda giderken önüme çıktığını söyleyerek, biraz kızdım. Ben hassas bir insanım.

Doğrulup gidecekken, yine o sesi duydum; “Yalnız değilim, etrafına bir bak”. Sesin, yandaki balkondan ya da herhangi bir yerden gelmediğinden eminim. Çünkü ona “ses” desem de aslında değildi. Tam olarak duyulmayan, konuşulmayan bir şey olmasa da şöyleydi; Biri konuştu ve sadece ben duydum. Duyan hem kalbim hem kulaklarımdı. Konuşan hem içimden hem dışımdan biriydi; onu hem tanıyor hem de tanımıyordum.

Yine de etrafıma bakındım. Balkondaki kadın, onu terk etmesin diye tasmasından uzun bir zincirle demirlere bağladığı kedisini kucağına almış, yüksek sesle opera dinliyordu. Benim orada olduğumun farkında bile değildi. Yakında başka kimse yoktu. Yalnız biraz ileride, sokağı ana caddeye bağlayan dik merdivenlerin başında, bir adam duruyordu. Seslense bile zor duyabileceğim bir mesafedeydi. Onu izledim. Bana bakıp bakmadığından emin olmak istedim. Vücudunun üst kısmı, yere paralel olacak şekilde eğikti. Bir anlığına belini doğrulttu. Bana bakacak zannettim. Ama o, tırabzanları tuttu, eski halini aldı, tamamen kendine odaklandı ve ilk basamağı indi.

Etrafta bana seslenecek bir insan olmadığı kesinleşince, geriye kalan tek çareye sarıldım; görmezden gelmek. Daha doğrusu duymamış gibi davranmak. Risk almayı sevmeyen, hassas bir insanım ben. Kurduğum düzeni bozacaksa, çizgi çekmenin faydalı bir eylem olduğunu düşünürüm. Ölü bir salyangozun konuştuğunu düşünmek de ciddi bir risktir. O yüzden yeterince kaybettiğim zamanımı daha fazla harcamamak için normale dönüp, gitmeye davrandım. Hatta birkaç adım attım. Fakat kulaklarım yeniden o sesi duydu “Yalnız değilim, bak!”

Durdum ve aniden orada birini görüp sevinmeyi umarak, geri döndüm. Kimse yoktu. Korku hissettim. Ama bu, varlığıma tehlike gelecek ya da acı çekeceğim düşüncesiyle gelen bir duygu gibi değildi. Daha çok, bilinmezden kaçış isteğiydi. Korkuda garip bir mazur görme gücü vardır. Ben de yaşadığım her ne ise, ona karşı bağışlayıcı olacak ve sesi orada bırakacaktım.

Kaynağı belirsiz hisler, herkese mantıksız şeyler yaptırır. Beni de zaman zaman duyulmayan sözcükler yönlendirdi. Ama o, dünya üzerindeki varlığı biz insanları hiç ilgilendirmeyen akılsız zavallıcık, bana neyin bilgisini verebilir? Akılsız olmasaydı bu kadar kolay ölür müydü?

"cık,cık,cık" deyip kafamı sağa sola oynatırken, sözünü ettiğim diğer salyangozlar gözüme çarptı. Her yerdelerdi. Kabuklarının dışına çıkardıkları narinliklerini sergilemekten, tek bir adımla ezilmekten korkmuyorlardı. Hayatla, bizim gibi güçlü bağlar kurmuyorlardı.

"Demek ki güçlü bağlar, korku getiriyor" diye sayıkladım. Sayıklamam önlenemez bir kas kasılması gibi istemsizdi. Ama bulanıklaşan zihnim berraklaştığında, o güçlü bağların bizi korkuttuğunu ve yaşamdan koparttığını düşünmeye başladım. Salyangoz haklıydı. Bağlar, balkondaki kedinin tasması gibi, bizi olmakta olandan uzaklaştırıyordu.

İntihar, yerini yaşama bıraktı. Ben korkuyordum, onlar yaşıyordu. O kadar tuhaf bir şeydi ki hissettiğim; Hepsini tek tek izledim, dikkatle bastım, aralarına karıştım.

 

 

 

 


Haber Ara

© 2020 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com