BEREKETLİ GEÇİYOR HÜZÜN MEVSİMİ ... - BODRUM KAPAK HABER

BEREKETLİ GEÇİYOR HÜZÜN MEVSİMİ ...

4353 kez okundu
Raşit Tokgöz

 

            Bereketli geçiyor hüzün mevsimi sonbahar…

            Nicedir üzerine titrediğim sen, yeni terk ettin beni… ve bu kısa sürede , başkasınla evleneceğini, hastanede yatağımda öğreniyorum. Çok bereketli geçiyor hüzün mevsimi…

 

            Sarı yapraklardan arkadaş seçiyorum kendime. Her gün bir kucak toplayıp eve getiriyorum…Trenlere biniyor, hiç bilmediğim şehirlere gidip, kendimle bir görüşüp dönüyorum…Tren garlarında yalnız yolcuları izliyorum.

            Röntgen sonuçları, tahliller tutuşturuluyor elime, sonra sen geçiyorsun gözlerimde karşıdan karşıya… Önce sağa, sonra sola, sonra bana bakıp geçiyorsun… Şehir tutuşuyor her akşam içimde. Buluştuğumuz yerleri tutuşup yanmaktan gözyaşı kovalarım  kurtarıyor…Yine de eskisi kadar sevmiyorum bu şehri. Elime ayrılık tahlilleri tutuşturuluyor sonbahar kokan…

            Her hastane bahçesine bir fidan dikiyorum, üzerine “ayrılık” yazıp… Nasılsa büyümesine izin vermeyecek birileri biliyorum ve solacaksa bir kere de ayrılık solsun istiyorum !. Her diktiğim fidan büyüyüp ağaç oluyor aksine. Hastane bahçelerinde nöbet tutuyorum, ayrılıklara su vermesinler diye… Acı veren her ur büyüyor içimde, susuz da olsa…

            Eylül’ ü hoşbeş ediyorum, ekime kötü anlatmasın diye beni… Sabahlara kadar dinliyorum maharetlerini. “Kimleri ayırdım deyip duruyor… Kimleri sevda mesleğinden emekliye ayırdım …” Ben söylemiyorum, o da henüz duymamış gittiğini, kendini methedip duruyor. Susuyorum elbette…

            Çok kısa sonbahar uykularımda, hep sarı yapraklardan bir gelinlik dikiyor eylül bana . “Ama diyorum, sarı, ayrılık değil mi, kim giyecek bu gelinliği ?..” İşaret parmağını ağzına götürüp ;  “sus diyor, terzinin işine karışılmaz !..”

            Dolabım ağzına kadar sarı yaprakla dolu… Birini çıkarıp,diğerini giyiyorum her gün… Sonra ekim gözüküyor köşe başında… “Ben olmadan sonbahar olur mu ?”diye efeleniyor, gözdağı veriyor. Alaycı alaycı bıyıkaltından gülen  haliyle…

            Her sokağın ismi sonbaharda ağlıyor… Çöpçüler  sabahları yollardan sevgi süpürüyor… Sonbahar çok bereketli geçiyor…

Sağ salim çıksak diyorum kendime, şu Aralığı… Umutlarımı biliyorum ekmek bıçağı misali birbirleriyle. Daha keskin olsunlar istiyorum, kıldan ince, kılıçtan keskin…

            Rüzgar sözleşme yapıyor ağaçlarla, gözümün önünde.  Bütün sarı yaprakları bahçeme sürüklüyor… Hastane kokuyor yüreğim, ilaçlarımı aksatıyorum gelinliği düşündükçe…

            Mektupların ellerimde uyuya kalıyorum sabahın dördünde… Mektuplar tahlillerimi işaret ediyor ,trafik yoğunlaşıyor masamın üzerinde. Bir şarkı tırmanıp sandalyeme , “Beni unutma” gibilerinden kendini mırıldanıyor… Kulaklarım ihanet ediyor  bana, duyulmaması gereken ne varsa duyuyorlar. Rüzgarın sinsice gülüşünü, yaprakların hışırtısını, çalmayan kapıyı, şarkımızı, her şeyi…

            Sonra sen çıkageliyorsun çıplak ağaçların arasından kolunda sevgilinle. “Hadi toparlan diyorsun, bu ne hal ! ucunda ölüm yok ya giydiğim gelinliğin !.. Ortalık dağılmış diyorsun. Toparla, çekidüzen ver biraz…Halı altına süpürme artık hüzünlerini…Şu yaprakları kaldır ortalıktan, deterjan al yıka kalbini !..”

            Kapıyı kapatmadan çıkıyorsunuz. Masa dürtüyor , uyanıyorum. Üşüyorum…

            Trenler diyorum,trenler bekler beni !.. Denize kıyısı olan bir şehirde buluşuyorum yine kendimle. Yosun kokuyorum. Midyeler alkışlıyor halimi…Kumlar içine çekip,bırakmıyorlar ayaklarımı.

            Ağustos el ediyor denizin ortasından ; “Gelsene ,su çok güzel, diyor…”

Ağustos bir görünüp bir kayboluyor…Yosun kokuyorum yeşil yeşil, cebimde ki sarı yapraklar kıskanıyor...Ve hemen ardından içimde bir telefon çalıyor, ekimin gür sesi çınlıyor kulaklarımda. Tehdit ediyor, canımdan bezdiriyor beni…

            Trenler ağlıyor… Yollar ağlıyor… Tren bir düğün salonunun içine kadar bırakıyor  kalbimi. Nikah memuru dahil herkes beni gösterip acıyor…

Sen “evet” diyorsun nikah memuruna yüksek sesle… Sen “evet” diyorsun, hayat benim ayağıma basıyor…             Sen “evet” diyorsun, ben oracıkta sessizce ölüyorum…                      

            Ölüyorum…Çok bereketli geçiyor bu hüzün mevsimi de… Yapraklar hepten bitiyor !..


Haber Ara

© 2019 bodrumkapak.com - Her Hakkı Saklıdır.

Cevat Şakir Cad. No:106/3 2.Kat Bodrum-Muğla
0252 316 04 03 / bodrumkapak@gmail.com